İlk uzun tatilime çıkmadan önceki gece, valizi toplamak yerine akvaryumun başında oturup balıklarıma bakarken hissettiğim tedirginliği hâlâ hatırlıyorum. Yedi gün boyunca kimse onlara yem vermeyecekti ve aklımda bin tane senaryo dönüyordu. O geceden bugüne birkaç farklı yöntemi bizzat denedim: komşuya emanet ettim, jel bloklar kullandım, sonunda otomatik balık besleyici aldım. Hangisinin gerçekten işe yaradığını, hangisinin başımı ağrıttığını burada tek tek anlatacağım. Karar aşamasındaysanız, en azından benim yaptığım hataları tekrarlamazsınız.
İlk tatilimde panik yapmamın sebebi, balıkların her gün mutlaka beslenmesi gerektiğini sanmamdı. Oysa sağlıklı, yetişkin bir japon balığı ya da lepistes birkaç gün yemeden gayet iyi durur. Doğada da her gün ziyafet çekmiyorlar sonuçta. Asıl tehlike açlık değil, aşırı besleme. Ben ilk seferinde "nasıl olsa gidiyorum" diyip ayrılmadan önce üç günlük yemi bir kerede döktüm. Döndüğümde suyun bulanıklığı ve o koku hâlâ aklımda. Çürüyen yem amonyağa dönüşüyor, amonyak yükselince de balıklar açlıktan değil zehirlenmeden zarar görüyor. Su kimyası konusundaki yazıyı okuduysanız bu döngüyü zaten biliyorsunuz.
Kabaca kendi deneyimimden çıkardığım tablo şöyle:
Yavru balıklarınız veya hassas türleriniz varsa bu süreleri yarıya indirin. Nadir ve zor bakımlı türler konusundaki yazıda bahsettiğim gibi, bazı balıklar rutin bozulmasına gerçekten kötü tepki veriyor.
Kulağa en masum geleni bu, ama benim en kötü deneyimim buydu. Komşuma "günde bir tutam" dedim, döndüğümde yem kutusunun yarısının bittiğini gördüm. Balık sevimli bakınca insan dayanamıyor, ben de öyle yapıyordum eskiden. Eğer birine emanet edecekseniz, mutlaka günlük porsiyonları ayrı ayrı küçük poşetlere ya da hap kutusuna bölün. "Bu poşeti Salı günü dök, başka hiçbir şey verme" deyin. Bu tek hamle, yöntemin başarı oranını inanılmaz artırıyor.
Marketlerde bulunan o beyaz, sertçe bloklar. Suda yavaşça çözünüp yem salıyorlar. Ucuz ve pratik olduğu doğru. Ama iki ciddi sorunu var: birincisi, blokların bir kısmı suyun sertliğini ve pH'ını oynatabiliyor. İkincisi, balıklarımın bir kısmı bloğa hiç ilgi göstermedi; sadece dip beslenenler yaklaştı, üst katmandaki balıklar bakakaldı. Küçük hacimli akvaryumlarda ise su parametrelerini bozma riski daha yüksek. Ben artık sadece 4-5 günlük kısa yokluklarda, o da büyük hacimli tanklarda kullanıyorum.
Uzun vadede beni rahatlatan çözüm bu oldu. Akvaryum kapağına ya da kenarına monte edilen, içindeki hazneden belirli saatlerde ölçülü yem bırakan küçük bir cihaz. Pille çalışan modelleri de var, USB'den beslenenler de. Fiyat aralığı geniş ama en basit modeli bile jel bloktan çok daha kontrollü çalışıyor.
İlk aldığım cihaz ucuzdu ve haznesi nem aldığı için yem topaklanıp tıkandı; üç günün sonunda hiç yem düşmemiş. İkincisinde şunlara dikkat ettim:
En önemli tavsiyem şu: cihazı aldığınız gün takmayın, gitmeden en az bir hafta önce takıp gerçek şartlarda çalıştırın. Ben bu deneme haftasında porsiyonun fazla olduğunu fark ettim ve ayarı kıstım. Deneme yapmadan yola çıkmak, cihaza değil şansa güvenmek demek.
Balıkların yemekten çok, bozulan ortamdan etkilendiğini söylemiştim. Tatilden önceki rutinim şöyle: